345
00:25:31,463 --> 00:25:34,563
İronik bir durum çünkü 9 saat
23 dakika erken başlamıştım.
346
00:26:06,763 --> 00:26:08,163
Bu saatten sonra...
347
00:26:08,363 --> 00:26:09,863
...muhtemelen gitmesem
daha iyi olur, ne dersin?
348
00:26:15,063 --> 00:26:17,363
Yani çoktan gitmiştir.
349
00:26:17,863 --> 00:26:21,163
Yok eğer gitmediyse, beni gördüğünde
gerçekten çok sinirlenecek...
350
00:26:22,462 --> 00:26:24,662
Ve ne söyleyeceğimi bilmiyorum.
351
00:26:24,862 --> 00:26:27,262
Ne söyleyeceğimi bilemediğim
zaman nasıl olduğumu bilirsin.
352
00:26:28,362 --> 00:26:30,762
Muhtemelen gitmesem daha iyi olur.
<20090929/b>
#
<
Ben tüm söylemem gereken ama söylemem gerektiğine inandıklarımın izini burda bırakıyorum böylece sadece görmek isteyen gözlerimle bakmayı kabul ettiğim zaman görebileceğim kelimelerim oluyor.işine geleni görmeye sevdalı gözlerimin hayatının bir anında günde 2 defa doğruyu gösteren yanlış saat misali bana faydalı olmasını umuyorum yani.
<anlaşılmayı umarak, anlatabileceğin kadar anlatabilmekten daha zor olan bir şey varsa o da anlaşılmamanın beraberinde getirdiği bağışlanma beklentisini satırların arasında eşit olarak dağıtabilemektir. Bu bir başarı değildir,olması gereken,içinde,beraberinde olandır.Eğer gerçekten satırlara eşit miktarda anlam dağıtmaya çalışıyorsak ya görmeyi bilen gözlerin bu eğretiliği ve sahtekarlığı görmesini içten içe kendimize itiraf etmeden istiyoruzdur ya da gerçekten bağışlanmayı gerektirecek hiçbir şey yapmamışızdır. Sadece bize yaptığımız sandırılmıştır.br>
<bazen puzzle olduğunu hissediyorum tüm bu yazıların ama her biri çok farklı bütünlerin parçaları. işte bu da onlardan bir tanesi oluyor sonra derece rastgele son derece kaza kurşunu. ne işim var burda subliminal textli hem de. hatta hem gerçek anlamda hem de mecazi anlamda.
bir kaç tane önceki mumla yazılmışlardan bir tanesindeki gibi diyoruz nokta oluyor çok güzel oluyor. en güzeli de bunu daha sonra baktığımda benim bile anlayamayacak bir kafada yazdığımı idrak edecek olmam. ne denmiş? 2 kişinin bildiği şey sır değildir.o zaman ben unutayım kimse bilmesin.herkes unutsun.
1 görsel bir kaç cümle ile oldurulamıyor bu işler. daha bir buzdağı ya da onun su altında kalmışı geliyor bonus track olarak.
< şimdilik kendi cümlelerimizi saklıyoruz.elbet naftalin kokusu geçecek ya da elbet sakladığımız yerleri bulacağız.sevmediğin biriyle muhatap olmamak gibi bir şey kendini dilsiz bir 3. tekil yerine koymak.
<you her şey önce savage garden/ to the moon and back ile başladı. giveistenen sadece simply red/sunrise özlemini sonlandırmaktı mehedefler büyüdü. sophie ellis bextor/catch you obsesifliğine varıldı. karşılıklı duran duran/come undone nidalarından sonra thatu2/the ground beneath her/his feet diyecek kadar tanrılaştık birbirimizin gözünde. feelingzaten biz değil miydik bir kaç ay öncesine kadar cake /never there sebepli bir savage garden/gunning down romance serzenişlerinde olan? andgünler jem/24 eşliğinde sona yaklaşırken katatonia/my twin çalmaya başladı. tüm 612 defa. itbelirsizliğin metropolünde kendini katatonia/in the white'ın getirdiği yalnızlıkta ürpertirken hem de. isbirden anladın ki gerçek gordon gano/so it goes'daki gibiydi. yani ''it is not just your pain''.yine de sakinleşemedin ki megadeth/the scorpion'da nefes nefese kalabildin. timehırsın çok süremedi ya da nefretin. bu sefer de katatonia/july'daki gibi ''neden?'' diye sorarken buldun kendini.görmedin ama arttırdın. forconjure one/tears from the moon ile teslimiyetini tasdik ettirdin.hatta simply red/stars ile ne kadar parçalandığını anlattın ya da anlatamadın. meuzlaştınız sebebi de natasha bedingfield/i bruise easily yalvarışındı.pastanın kremasını simply red/ brand new ile hazırladın. toama birden dank etti anouk/nobody's wife gerçeğin. leavenatacha atlas/ gafsa'nın sonundaki ''halas'' senin noktan oldu hem de ''literally''. tüm bunların paketini opeth/to bid you farewell ile yapmak üzereyken .infected mushroom/in front of me senin son gel-git'in oldu. hatta madonna/live to tell'in ''a man can tell a thousand lies'' kısmı senin kılıfın oldu.altın vuruş olsun diye opeth/burden'ı seçtin.son burulmanı da atlatıp meredith brooks/im a bitch'i söyledin tribal bir şekilde son derece tepinerek. bunlar olurken karşı taraftan joe hisaishi/ thank you for everything oldu. bitişine yakın duyduğun iki el silah sesi odaklı.
darren hayes/insatiable sonunda yazanlardan yazıyoruz buraya ''fin''.
you have shown me everything, but this... a world fallen, a place of hell, and darkness where men rape women, and children are beaten. a place of violence and hatred, where the light is cursed and those of good, of healing are slaughtered and ridiculed. you're children are losing their faith in the light, in you.
is this what you wanted? forgive me.
how can i return, after all that has happened? michael has fallen, a child of darkness, he has become. raphael is in hiding, fearful for his immortal soul. uriel is dead, murdered by your corrupted children. ametiel a mortal, her wings torn and her soul forever banished. tell me, which one of us is better off? men kill and darken the earth with their greed and hatred, you speak of punishment for sins, so why is nothing done?
lust, greed, wrath, and envy. pride, gluttony and apathy. the seven deadly sins, yet no punishments are given. to love is to lust, to give is to take, in which you are greedy, to be happy, you must hate, self-sacrifice is to lack esteem within thyself, pride brings happiness to those who have it. to be overactive, you die young; to relax you are a sloth, you are a contradiction father, so how can you preach? have you ever practiced your spoken word? i doubt it. i doubt you.
is this what you wanted? forgive me.
pain, hatred, desire, love. i need to feel this; i need to be a man. i need to understand how it happened, how they have lost you? i am trapped and bound to this world, to this hell, under your command, my brothers have fallen, will i? will you let me?
is this what you wanted? forgive me.
in time, new archangels will be formed, all will then be forgotten. i won't let that happen. you will never forget this, you will never forget michael, raphael, uriel or ametiel, you will never forget me. i won't let you.
is this what you wanted? forgive me.
you threw me from grace, now i fall onto it. falling is the last thing an angel feels, i still hear the distant voice echoing inside my head, but for the first time, it is my own.
< kapı aslında açılmak içindir ama kimileri maksadının açılmak olduğunu idrak edemediği için kapıdan dönmeye meyillidir.işte seni bu yüzden seviyorum sternfall ya da benim tanımlamam ile stellar.sen olmasan inanılmaz yalıtımlı bir odada olma türevindeki bir rahatlığı hissetmekten mahrum kalırdım.
<merhaba ben hooloovoo.trafik kazası kadar cinsel çekiciliği bünyemde barındırıyorum.istemediğim bir kız çocuğunu doğurana kadar en kötüsü benim ve mutluluğum keşke bir kızım olsa da bunlardan biriyle evlenmesini yasaklayabilseydim diyeceğim insanların varolduğu dünyada tıkalı kalmak. zamanı sevmiyorum nitekim o da beni sevmiyor bir şekilde o yelkovanı ile ayağıma çelme takmaya çalışıyor ben de akrebi ile uğraşıyorum.geçinip gidiyoruz.kaçmak için yangın çıkışımız yok mu sanılıyor bilmiyorum ama muhtemelen o dönüştürülebilir şeyin şimdilik bir yangın ya da imdat çıkışı olduğunu idrak etmek niyetinde değilim.bir babil balığı var kendisi çok çıtır olduğumda ya da kaldığımda(siz türkler arap saçı diyorsunuz)sağolsun işleri eline alıyor.enteresan bir kayıtsızlığı var. herhangi bir duruma objektif kalabileceği türden bir kayıtsızlık.muhtemelen kendini uzaylı sanması ile alakalı bir durum.en güzelini yapıyor ama.ne kadar yabancılaşırsan ne kadar aidiyetsizlik doluysan o kadar az sorumlusundur.bu yüzden ''the more i talk about it, the less i do control'' bir numerolu mottosudur.benim değil.tamam ondan çaldım kabul ediyorum.maksadım onun kadar umarsız uzak ve soğuk görünmek.zaten soğuk dendiğinde bu kelimeyi en iyi karşılayan tanım balık ile başlamalıdır.bunun altına imzamı bile atarım.içinde kaybolunacak en kötü yer zamandır dedi az önce beynimden geçen bir alt yazı.1 milyar çinlinin zıplamasına benzer bir titreşim oldu içimde. neyse tuhaf davranmaya başladım ya da tuhaf davranmaya başlamamıştım ve zaten tuhaf olan , her zamanki tuhaf davranışlarımdan daha farklı bir şekilde tuhaf davranmaya başlamamdı. nerde o çekiç? nerde o çıkış? saklamayın bak kötü olacak.
douglas adams ve nuit dejavuboku ortak çalışmasıdır. chaotic neutral ltd şti.
# <3 soru 1 net cevap/kırmızı ottan devşirme/font>
<neden 0 denizciyle karşılaştık? -etrafta öylesine çok su var-dı- ki ve öylesine az ada.
kısa bir süre sonra..
peki neden bu denizciyle karşılaştık? -çünkü o hala etraftaki onca suyun yarattığı yanılsamadan pay alabileceğini sanıyor.
daha sonra..
tamam da neden bu denizci denizciymiş gibi hissettirmiyor? -denizci ancak denizinde öyle hissedebilir ve elinden geleni yapabilir.ama o hala bunun farkında değil. neyin? -senin karanda deniziymişçesine davranıp zaferler kazanmaya çalışmasının ne derece eğreti durduğunun.
<en büyük düşmanın en son bakacağın yere saklanacaktır diyor sezar. revolver'ın sonunda da şöyle deniyor; en büyük düşman kendi algınız,kendi vurdumduymazlığınız kendi egonuzdur.
<doğruyu söylemek gerekirse,gerekmeliyse, hayat gerçekten kötü bir ''erek'', irade herhangi bir teknolojik alet gibi sinsice patlamaya müsait bir ''erk'' soruyorum ; nerenden yaşamaya başlamalı hayat? nerende inmeli? nerede şöföre '' mükemmel bir yerde indir beni'' demeli? istediğin sorudan başlayabilirsin. kim? ben mi? ben ''burda soruları ben sorarım'' egosu elinde olduğun için görmeye ara vermiş gözlere sahip olanım ki bunun verdiği rahatlık ile dünyayı taşımak zorunda kalan Atlas ile azmimi bile yarıştıranım.br>
<ben sanılması gerektiği gibi anlayışlı biri değilim. hobilerim arasında mazur görmek yok. ket vuruyorum diye kendini son derece rahat bırakan insanları dövmek istiyorum. herkes kontrol konusunda üzerine düşeni neden yapmıyor yaratıcı? ilahi şimşeğini ödünç alsam olur umarım.
< evet en sonunda şu şarkıyı monte edebildim bloga.bunu dinlerken birilerine zarar vermek istiyorum.tabi siz de bunu okurken bunu cidden düşündüğümü düşünüp ürküp dolaylı olarak bana zarar vermeyin kızarım. aklımdan ne geçiyorsa bu şarkı anlatmış bile.anlamayan sik kafalılara tabi ki bir şey diyemiyoruz.bak eylül geliyor hep böyle oluyor ben sanki yeniden doğuyorum ya da yeniden aşık oluyorum ya da yeniden ayrılıyorum ama defalarca ve her seferinde aynı dozda acıyla.cesur olanın ne zaman başının arşa değdiğini gördünüz? hiç bir zaman.üzgünüm buralar o pullu renkli kariyer ahkamlarından oluşmuyor. cesaret bazen eksik oluyor o eksiklik de gerçekten harf oyunlarıyla ortaya çıkıyor. evet arkadaşım yaz arkadaşım cesaretimin olmadığı yerde esaretim oluyor kişisel kıyametim oluyor israfil resmen peçeteye yazdığım parçamı sÛr olarak üflüyor.evet bilmiyorsanız söyleyeyim sÛr size kıyameti çağrıştıran müziktir.daha fazlasını ya da daha anlamlısını aramaya gerek yok.az çoktur denmedi mi size? belphegor eylüle kadar bana eşlik ettiğin için şahsına okumayı düşünenler huzurunda teşekkür ederim. şimdi bir siktir git ama.(bir çay koysan ne güzel olur)