i don't wait for you because i want to, but because i find myself waiting for you..." "others think of their love but i try to forget mine. the more i try to forget, the more i remember. remembering, i tried to forget, but if i forget then i remember, and if i remember, i can't forget, shall i try to stop forgetting and remembering?shall i try to throw both away?neither will work. what can i do when my love fills every thought? it's not impossible to forget in a case of deliberate forgetting, but that means sleeping or dying, and because of love i can do neither. greater than the remembering that can't be forgotten is the difficulty of trying to forget.
<Nerde kalmalara en yakın noktadayım sanıp rehavet yaşarken bir şeylerin céline gibi davranması ile irkilmekten sebep kendine gelişin bir sonraki adımında kalmıştık?br>
<bardamu artık seni anlıyorum bebek.anladığıma göre özlemişim özlediğime göre yine senin gecenin sonuna yol almalı. belki yabancı'ya da denk geliriz.bi kahve ısmarlarsın artık, malum moleskine'ni de bulmuş olduk.br>
<çabalamak istemediğin ama çaba gösteriyormuş gibi davrandığın vakitlerde çabaladığın zamankilerden daha fazla çaba harcadığını farketmek olsa olsa acı çekmeye meyletme çabandandır demek istiyorum.bu sebepten en iyisi çabalamak ve böylece çabalamayı istememek, çabalamanın gerektiğini idrak etmek ve çabalar gibi yapmaların sana kaybettirdiği zamanı hayatını kilitlediğin kapının anahtarı olarak kullanabilesin nuit. bu sefer soyadını söylemiyorum ki sombeyinliliğimizin getirisi ile kaderin olmasın.
<ve burada biter. bir kitap sana bir şey katmıyorsa ya sana katacağı bir şey kalmamıştır yani sen onun katabileceği şeyleri başka kitaplardan almışsındır ya da sen kitaptan kendine ekleyebileceğin şeyleri göremeyecek kadar körsündür.3. bir ihtimal kitabın sana ya da bir başkasına katacak herhangi bir şey barındırmayacak kadar sığ olmasıdır ki bu genelde pek başa gelmez. ya kitaba geç kaldın ya kitap sana geç kaldı ya da kitaba gelecekte varacaksın. en iyisi beklemek.br>