<bazen hayali bir arkadaşım varmış gibi hissediyorum.o yüzden ne olur ne olmaz diyerek poldy adını kullanılmamış ama kullanılması muhtemel isimler listesinde bir numaraya yazıyorum.
< işin en güzel yanı ara sıra klişe bir şeyler yaparak bu konudaki gazını salmak.aksi takdirde dediğim gibi beklemediğin şeyler olabiliyor. o yüzden 5. uluslarımarası geleneksel klişe davranış dönemime hoşgeliyorum sefalar getiriyorum.sonuçta sıçıyor yemek yiyor ya da nefes alıyorsak arada bu türden insani bir davranış da sergilemeliyizbr>
otomatik tamamlamalarınızın ilkokuldaki resim derslerinde elinize verilen kartpostalın devamını en güzel şeylerle tamamlamalarla aynı olduğunu düşünerek algıda yanlış bir seçiciliğin kurbanı olmanıza yardım ve yataklık yapmasına izin vermeyin.
<her şey bir şey ve tek şeydir, o da bildiğimiz noktadır.kendimizi kandırmayalım pollyanna bayiliği almışçasına.
yine de her şey bir şey ve tek şey olsa da hiçbir şey göründüğü gibi olmayacaktır.o zaman ne yapıyoruz? seçici geçirgen olma konusunda özelleşesi beyinlerin istiaresine yatıyoruzbr>
<çevredeki onca kalabalığa rağmen onlarla aranda enteresan bir duvarın olması, her şekilde kendini yalnız hissedebilmen de vucuduna takılan platinin varlığını sana muhtelif aralıklarla hissettirmesi gibi bir şey.br>
acı çeksin istiyorken istediğimi farkedip istememem gerektiğini anlayıp istememeye yeltendiğim çok oldu
her şey bununla başladı sonra şöyle oldu; over design ise kırmızı ikaz fişekleri yakılsın;
acı çektirdiği için acı çekmesini istediğin insanın acı çekmesini kimyasal denklemde eşitlik sağlamak adına istediğini anladığın an acı çekmesini istemenin anlamsızlaştığını farketmenin sana verdiği acı genelde onun sana verdiği acıdan büyüktür.bu bağlamda acı çekmesini istediğin insanın acı çekmesini istediğini anladığın an net bir acı çekmemek adına kişinin acı çekmesini istemekten vazgeçmelisin.
<hayır,alter egolar meydana getirmiyorsun aslında sadece tavırlarını keskinleştiriyorsun bu da tavrınn özerkliğini ilan etmesini sağlıyor. esasında yeni bir durum karşısından göstereceğin tavrı önemsememelisin, onu anlamlı kılmak için çok da çabalamamalısın. böyle olursa eğer senden daha fazla önem kazandırdığın tavrın boynuz kulağı geçer durumunu tecrübe eder ve ona yenilirsin.onun başına buyruk davranması için de gerekli izni vermiş olursun. bir karakter,bir kişilik olur sen de kaş yaparken göz çıkarmış olursun.elinde kalan bir adet ''kontrolsüz güç ,güç değildir '' mottosu olur.
eee bu mottoyu da gün içinde 3 defa sana monte edilen çok karakterli türevi etiketlerden sonra hazmedersen iyi edersin. neden ? çünkü en terbiyeli haliyle ''becerilmiş uzvun muhakemesi olmaz''. nefes al,nefes ver diyaframdan.br>
<bir insan ne istediğini bu kadar iyi bilirken istediğinin tümleyeninde kalanlarla zaman tüketmeyi nasıl bu kadar profesyonelce yapabilir? sağ gösterip kendine soldan vurmak üstüne pusulayı şaşırmak hatta fantezi konusunda erotik shop potansiyelini aşmak
göte batma konusunda rahatı davet etmek ve marquis de sade'ı kıskandıracak mazoşizmlere yol almalar
< başkalarının yaşamlarına özenmeye başlamak çok tehlikeli zamanların işaretidir. yolda sakince yürüyen bir insana özendim geçen gün. halbuki bilemem ki ne türden sorunları var. ama işte kendi penceremizden bakmaya sebep ''tükenmişlik sendromları'' var ceplerde.br>
< çok iyi şeyler yapacağınızı bilen ya da çok iyi şeyler yapacağınıza inanan insanların bitmek bilmeyen,yıldırıcı ve yorucu beklentilerinin tam tersi bir etki yaptığını burundaki koku yorgunluğuna benzer bir şekilde sizin de beklentileri karşılama konusunda bir duyarsızlık geliştirdiğinizi anlamaları gerekiyor. zira en amiyane tabirle el şeyi ile gerdeğe girmek olarak tarifleyebileceğimiz bu durumun hem uzun hem de kısa vadede ne beklenti sahibine ne beklentilerin hedefindeki kişiye ne de 3. kattaki hacı teyzeye faydası vardır. eğer anız yakmanın toprağı daha bereketli kılacağına inanıyorsanız durmayın ve hatta devamını getirin güneş yanıklarınızı diş macunu ile tedavi edin.bel soğukluğunuzu köpeklere tecavüz ederek iyileştirin. ama bilinmesi gereken ama bilinmeyen ya da bilinmemesi için çabalanan şey şudur ki yapılması gereken değil farz olan kayıtsız şartsız kanun olan şey insanı yani toprağı sadece nadasa bırakmaktır. duymak ve itaat etmek konusunda başarılı olan insanlığın bu konudaki başarısının devamını beklenti konusunda da göstermesini bekliyorum sevgilerimi yolluyorum. olmadı guerilla girls benim yerime yanıt versin, görseli algılamada daha başarılı olduğumuzu dikkate alırsak çok daha başarılı bir anlatıma imza atmış bile olabiliriz. br>
<bir noktadan sonsuz doğru geçiyor ve bir çıkarımın da en az o kadar sebebin olacak sonucu var. bu bağlamda çenenin endazesini bilmenin götün mimarisini bozmaktan daha makbûl olacağı sınırlar dahilinde kalmanın mantıklı olacağına kanaat getirdim.en azından öncesinde kafa yormak sonrasında kafa yormak ve sonuçlara katlanmaktan daha hafif daha hesaplı.br>
< hüznün seni rahatsız ediyorsa senden bağımsız davranıyorsa koşma evladım dediğinde koşmaya devam ediyor düşüyor ve en sonunda canı yanan sen oluyorsan biz ona orospu çocuğu hüzün diyoruz.ama cocksucker blues çok daha manidar.ayrıca kendisi mavi çağrışımından sebep sıçtın mavisi zamanları ile kardeştir ve ortak çalışırlar.sen sen ol özerkliğini ilan etmesine izin verme. demedi deme.br>
<potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşebilmesi ihtimalinin çok yüksek olduğunu senelerdir biliyoruz.burdan yola çıkarsak her insanın bünyesinde muhtemelen deplasmanda olmaktan sebep dışavurabileceği bir birikim var. genelde bunu ''çok çılgın bir insan o yaaa'' diyerek tarifliyorsunuz.işte bu durumlara hiçbir zaman izin vermezseniz yani sızdırmaz biriyseniz yalıtımda dünya markası olabilecek kadarsanız céline'nin dediği gibi biriktirdiğiniz o ''çılgınlıklar'' metan gazı oluşturabilir. asla uygulayamadığım ama aksini önermekten de kaçınmayacağım şey şudur :koyverin gitsin. en niyetinde bağırsaklarınıza yazık olduğu kadar ruhunuza da yazık. bana gelirsek benden geçeli çok oldu. kaçın kendinizi kurtarın.
buna öğrendiğimi sonradan farkettiğim çaresizlik demeyi uygun buluyorum.
<sansür nazarımda görmeyi engellemek ya da görmeyi şekillendirmektir böyle bakıp devam edersek bir insana dair önyargılarımız ya da düşüncelerimiz varsa ve bunlar onun davranışlarının anlattıklarından bağımsız ya da onlardan devşirilmiş şekildelerse kişiye , onu algılamana ve en önemlisi kendine sansür uygulamaktasın.zor olanı nazarında +18 olan bir insan davranışına bile katlanabilmektir belki böylece kimse gözlerini zorla açmak durumunda kalmaz. sana göre tehlikeli olanla yüzleşmek zordur biliyoruz ya da bilmiyoruz ama hissediyoruz ancak bunu kendi sansür kriterlerini devreye sokarak öteleyemiyorsun. er geç bir açık bulunuyor ve sen genelde en zayıf olduğun anda rahatsız olacağını hissettiğin o duruma maruz kalmışken buluyorsun kendini. ayrıca maske olarak adlandırdığınız kişinin kendini farklı sunması gerçeği vardır ki ona da bir çeşit sansür diyebiliriz.
genellikle uygulayamadığım halde önermekten kendimi alamayacağımı belirtir ben yaptım sen yapma derim.br>
Total Perspektif Girdabı yansıttığı evren portresini, bilinen değerlere dayanarak bilinmeyeni yaklaşık olarak hesaplama yöntemiyle yapılan madde analizi ilkesinden yola çıkarak yapıyordu.
Açıklamak gerekirse - Evrenin içindeki her madde parçası Evrenin içindeki diğer madde parçalarından bir şekilde etkilendiğine göre, tüm yaradılışı -bütün güneşleri, bütün gezegenleri, bunların yörüngelerini, ekonomik ve toplumsal tarihlerini- küçük bir peri kekinden yola çıkarak yukarıda bahsedilen hesaplama yöntemiyle kestirmek mümkündür.
Total Perspektif Girdabı'nı keşfeden adam aslında bunu sadece karısını kızdırmak için yapmıştı.
Trin Tragula -ismi buydu- bir hayalperest, bir düşünür, bir spekulatif filozof ya da karısının ifadesiyle budalanın biriydi.
Zamanının inanılmaz bir bölümünü boşluğa bakarak harcadığı, çengelli iğnelerin mekanizması üzerine kafa yorduğu ya da peri keki parçacıklarının spektrogratif analizlerini yaptığı için karısı sürekli dıdır ederdi.
"Biraz orantı duygun olsun!" derdi karısı, bunu kimi zaman bir günde tam otuzsekiz kez söylerdi.
Bu yüzden de Total Perspektif girdabını yaptı - sırf karısına gününü göstermek için.
Total Perspektif Girdabı'nın uçlarından birine küçük bir peri keki parçasından -bilinen değerlere dayanarak bilinmeyeni yaklaşık olarak hesaplama yöntemiyle- elde ettiği bütün gerçekliği bağladı, diğer uca da karısını: Böylece aleti çalıştırdığında karısı yaradılışın bütün o sonsuzluğunu ve kendisinin onun içindeki yerini bir an için görebilecekti.
Sonuçta Trin Tragula'yı büyük bir dehşete düşüren şey, bu şokun karısının beynini tamamen harap etmesi oldu ama onu tatmin eden noktaysa şuydu: Bu büyüklükteki bir Evrende eğer yaşam var olacaksa, kişinin orantı dugusu diye bir lüksü kaldıramayacağını kesin olarak kanıtlamasıydı.
düşündüm ve düşündükçe çıldırmak için total perspektif girdabına ihtiyacımın olmadığını anladım. çok fazla öğrenilecek şey var ve bunu düşünmek ve miktarını hesaba katmaya yeltenememek bile çıldırtıcıbr>
<dilatasyondan sonrası bizim topraklarımızda plastik deformasyona sebeptir demekten fazlasının elimden geldiği gün muhtemelen göbek adım 7.8 olacak.br>
There are three hypotheses about the inhabitants of Baucis: that they hate the earth; that they respect it so much they avoid all contact; that they love it as it was before they existed and with spyglasses and telescopes aimed downward they never tire of examining it, leaf by leaf, stone by stone, ant by ant, contemplating with fascination their own absence.
< şarkıların insanın kaderi olma konusunda çok hevesli olduğundan bahsetmiştim. durumlara bakışım genelde ''who are you resist ,who am i to fail'' gibi kibir yoğunluğu yüksek cümlelerle tariflenebilirken inadımı da ''my power,my pleasure,my pain'' ile gösterebiliyorum.şarkıların yanı sıra bir dizi repliğini de yedek oyuncu olarak takıma kattığımda ''it's only hubris if i fail''diyorum bir şekilde bu sözüme sadık kalıyorum ama her seferinde durumlar başına harcamam gereken zaman kantarının ya da kavramının topuzunu kaçırıyorum ve tüm o inadım ve kibirim ''time flies ,make a statement,take a stand/chance'' uyarısı ile kenara köşeye saklanıyor tek suçlu ben kalıyorum.br>