< terzi kedi söküğünü dikemez demiş olsalar bile beynimin yalıtımını çok iyi yaptığımı düşünüyorum. yaşadığım ülkede 10 yapıdan 9'unun çatısında sorun var,sızdırıyor ama ben belki hep o sorunlu çatıların altında yaşayan en üst kat insanı olarak akıllanmışım ve sızdırmayan bir beyin yaratmışım. gerçi sızdırmazlığımız dıştan içe olmakta ama bu bile bir başarı değil mi?
<insanlar genel olarak mesleki terimleri hayata aktarmaya çalışan insanları sevmez ve nedense bunu icra edenler mimar ya da mühendislerdir. plastik ve elastik deformasyon adı iki durum mevcut. elastik deformasyonda bir geri dönüş mevcuttur ama plastik deformasyonda elde edilen son durum adı üstünde son durumdur, bir deformasyona sebep olursunuz ve bunun geri dönüşü yoktur.insanları sıkıştırıp çekiştirip varabileceğiniz yegane nokta da plastik deformasyondur. ve işin kötüsü bu işin bir özellikle insan ölçeğinde bir formülü yoktur. sizin ilk denemenizde bir insan geçmiş iletişimlerinden sebep kırılabilir onu tamir edemeyebilirsiniz. sıkıştırmayın, germeyin, zorlamayınbr>
<beni beklemeyin siz gidin 4 sene geriden başla 5 sene olduğunda benden haber alamazsanız polis çağırın,adımı göğe yansıtın,yeter ki kolumdan çekiştirmeyin beni ben sizin yetişmek için koşuşturduğunuz yerlere sürüklediğiniz , ayakları küçük olduğu için yerlere kapanarak zorla ilerlettiğiniz çocuğunuz değilim ve belirtmeliyim ki dişlerim ve dudağım tarafından kontrol altına alınmaya çalışılan bir dilim olsa da bu mahkumiyet ulaştırılacağı adreste sizin yaşadığınız SİKTİR GİT talebi için geçerli değil.br>
<"I'm a good person. In most ways. But I'm beginning to think that being a good person in most ways doesn't count for anything very much, if your a bad person in one way."
< hani şu herkesin olduğu adı f ile başlayan sosyal platformda iletişim kurmanın temasta olmak olarak algılandığı, yine şu çok bilinen adı t ile başlayan anlık ileti paylaşma platformuna bir şeyler yazabilmenin sosyallik ve mutluluk kabul edildiği bir dönemde yaşıyorum galiba. işin garibi ben de artık böyle düşünmeye ve birbiri ile alakası olmayan insanların f.'teki samimiyetlerini gerçek sanıp görüşemediğim insanlar yüzünden üzülmeye,t. yüzünden kendimi sosyal kabul edip vakit harcayıp virgülden önceki kısımda bahsi geçen arkadaşlarımı ihmal ettiğimi düşünmeye başladım. bir yerde bir tür hata var ama çözemedim.
< tozla kaplı bir zeminde dolaşmaya başladığın andan itibaren görüş alanın daralıyor, nefes alırken zorluk çekiyorsun.görebilmek adına beklemeli, tozların tekrar zemine çökmesini beklemek zorundayım.aksi takdirde toz kadar yoğun çok ve zahmetli olan tüm düşüncelerimin serbestçe dolaştığı bir mekanda ilerleme çabalarım onlara çarpmak ve her birini tekrar tekrar hatırlamak, arzulamak ile son buluyor. işte böyle zamanlarda aslında böyle diyerek belli bir süreci tariflemem gerçekten çok yanlış çünkü böyle zamanlar dediğim genelde her zamana denk geliyor.neyse işte böyle zamanlarda kendimi sessiz ev romanındaki o hasta ve yaşlı kadın gibi hissediyorum. beklemek,günlerce gecelerce ve hatta saatin tik taklarınca beklemek çok çıldırtıcı.
işte bu sebepten elektrik süpürgesi ile duruma müdahale etmeye karar verdim.br>
<bir eriyik üzerinde yüzen plakalarda hayat sürmeye çalışırken ve bunu hiç unutmazken bir referans noktası ya da kendimi bağlayabileceğim sağlam kazık arama çabalarım bazen beni benden alıyor.işte o zamanlar kazığa bağlanmak yerine yağsız olduğunu tespit ettikten sonra üstüne oturmayı seçiyorum.
<hayır daha fazlasını isteyemezsin hayır sadece yap gazları ile idare edemezsin.marka reklamı değil hayat.uykularından düşerek uyanmana sebep o genetik aktarım* benzeri hafızana senden önce kazınmış o özgürlük hissi hem bu kadar yakınında hem de BU KADAR.(evet cümle bitti) daha fazlasını isteyen bizden değildir.
< etken olma kısmından ettirgen ya da oldurgan fiile geçme kısmı var işte ondan hiç hoşlanmıyorum.işte o noktada semranımın oğluna kurduğu cümle aklıma geliyor:
<her seferinde kendime ''i have abused my power forgive me'' diyorum.tabi artık bunu diyebilmemi tetikleyen o şarkıyı dinlememe gerek bile kalmıyor. bence de nereden nereyebr>
''kimi kitaplar vardır, daha kitap niteliğiyle bir varlık kazanmazdan önce bir yargıya sahip olurlar: Benjamin'in tamamlanmadan kalmış Pasajlar'ı için de durum böyledir.''
kaderin ya da kadersizliğin de böyle ihtişamlı olmalı zaten. hatta ...
<ilkokulu iki ayrı kentte okudum. 2. sınıf sonuna kadar okuduğum okul ve kente dair hatıralarım çok silik. öğretmenim ve müdür haricinde sınıfımdan hatırladığım 5 6 kişi ancak var. z. , m. ,s., t. z. ile ailelerimiz görüşüyordu bu sebepten sürekli onunla vakit geçirmek zorunda bırakılıyordum.kıskanç,ağlak ve sahiplenici bir kızdı. ahtapot gibi diyebiliriz.onunlayken başka insanlarla iletişim kurma şansım pek olmazdı. s. ve m. ise benim çok sevdiğim iki yakın arkadaştı. özellikle m.'yi çok sever kendime yakın bulurdum ama hem z. yüzünden hem de s. ile yakın olmasından sebep yeterince iletişemedik.hatta o kentten ayrıldıktan sonra sonra sonra ancak buldum kendisini. şimdi arayı kapatıyoruz. bir de t. vardı resmen benim yasak aşkım idi. ikimiz benim çalışkan olmamın getirdiği uslu öğrenci kabuğunu kırıyor çok eğleniyorduk.tam hatırlamamakla beraber onunla olan arkadaşlığımı öğretmenim tasvip etmezdi. beni bozarmış vs vs. işte bazen bu hallerde olduğunu düşünüyorum.belki de dün gece gördüğüm rüya ile alakalıdır bu.bu sefer t. ben oluyorum, z. O oluyor sen de ben .umarım m. ile denk gelmemize sebep olan şeyler benzer tarifi bizim iletişimimizde de uygular. ve umarım bu sefer kek kabarır.
benim sorunum herhangi bir din çerçevesi ile sınırlı değil.ona bağlı değil.ondan beslenmiyor ya da ondan zarar görmüyor.ne inanan ne de inanmayan biriyim. ama dediğim gibi sorunlarıma baktığımda dinin ya da onun getirdiklerinin herhangi bir etkisini bir yerde göremiyorum. yerçekiminin olmadığı bir alan gibi düşünebiliriz.bende de din etkisi yok.benim derdim kendimle. yine ısrarla dile getiriyorum bahsettiklerinin hepsini düşünmüş bu konuda kafa yormuş biri olarak çok kez önerdiğin ya da yaptığın gibi davranmaya yeltendim ama her seferinde sıkıldım.ciddi bir odaklanma ve azmi sürdürme konusunda sıkıntı yaşama eğilimim var.sadece bu. bu sebepten çok şey isterken hiçbir şey yapamamış halde buluyorum kendimi.egomu şişirecek şeyler buldum kısmı bam telime dokunmanın kenarından geçti.bir süre ben de böyle yaptım insanların bana duyduğu saygının işime yaradığını düşündüm ya da mutlu oldum ama son 4 senedir bunu da yaşamıyorum.yani herhangi bir oyalanma nesnesi ya da aracının oyalanmamı sağladığı hallerde bile değilim. bildiğim uzay boşluğu kadar büyük bir farkındalık.dururken, oyalanmaya çalışırken, oyalanmamaya çalışırken. en ingilizcesi ile THATS ALL.
“Şu hakikati kendi hayatım bana öğretti:İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık,yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiç biri alamaz.”
< ya bunca insan benim hakkımda benim bilmediğim güzel bir şeyler biliyorlar ya da birileri bana çok kötü şaka yapıyor. çözemedim. deja vû da demek istemiyorum çünkü sonrası pek hayırlı olmuyor.
seni istiyorum kahin teyze ama sadece o kurabiyeden yemek ve anı değil bir kaç şeyi daha unutabilmek için.