<20101130/b>
#
<
beni çok iyi tanıyan ve bu sebepten kendi halime bırakan çok sevdiğim insan bulmuşbr>
<15:10/b>
<20101127/b>
#
<I was three feet from the floor,
gasping for air,
trying to release my father's hands from my throat.
I looked into his eyes and wondered
if my feet would ever touch the floor again.
Have you ever been hit so hard that it sends your body flying across the room?
We all fall to the floor at some point.
It's how you pick yourself up,
that's the real challenge.
Isn't it?
I've always lived in my own world.
And i dance to escape my troubles.
I've learned that there's light even in the darkest places.
I can't blame my father for anything.
You can't rely on other people to make you happy.
But i know deep down inside,
he loved me.
There was a time
i suffered so much i wanted to get it out of me.
I would cut my arms,
not to kill myself.
I don't want to die.
I know i am lucky to be on this earth.
I did it so the physical pain
would calm the pain that was eating me inside.
Nothing was erased.
I leave with my past tucked away
deep inside of me.
It comes out
as an explosion and it invades me.
I believe we are messengers on Earth.
I believe in angels.
I am blessed by God to tell myself
I suffered that much to become who i am today.
Now,you have to realize,
not only do i have a family,
but now i have a whole hood,
and that's power.
But i ain't no grimey-ass nigga.
I was never out to kill anybody.
Especially when i made that decision to gang-bang.
I just wanted to fit in.
But one day,i was forced to do something
that made me open my eyes.
And i realized that this shit ain't no game.
One of the homies got popped
and i was pressured into doing my first drive-by.
It was kinda fucked up,
the way they tried to set me up.
Me and my bro,we was headed back
to the eight block.
Some homies rolled up
and they asked us to go somewhere.
We pulled up to the corner
then he placed a chunky-ass gun in my ride.
He said,"You know what to do with it".
It's time to get poppin' for the hood.
But i wasn't out to kill anybody.
br>
<22:46/b>
#
<In the ancient times,
before humans invented writing.
They searched for the stone that,
resembled their feelings
and gave it to another person.
The person who received the stone,
read the other person’s feelings by the weight and texture of the stone.
br>
<04:22/b>
#
<
br>
<00:36/b>
<20101126/b>
#
<106
00:08:31,750 --> 00:08:34,420
- THAT WON'T BE NECESSARY.
- GOOD.
107
00:08:34,470 --> 00:08:35,960
GOOD.
108
00:08:37,310 --> 00:08:39,440
THAT'S IT THEN.
109
00:08:40,360 --> 00:08:43,360
- I DON'T KNOW WHAT TO SAY.
- SAY NOTHING THEN.
110
00:08:43,400 --> 00:08:45,370
IT'S OFTEN BEST.
br>
<23:14/b>
<20101122/b>
#
<1. Bir ilişki ilişmekle yetinmemelidir. Kıyıya, köşeye, ucuna veya kenarına oturmakla, oturuyormuş gibi yapmakla gemi yürütülmez. Üzerine oturulacak şey süngü bile olsa, tam anlamıyla oturmak şarttır.
2. Islak olmayan bir ilişki düşünülemez.
3. Aslında ilişki diye bir şey yoktur; her şey palavradır. İki insan ancak birbirlerine ilişmedikleri sürece birbirlerini yaşatabilir. Birlikte değişim bir ortaçağ yalanıdır.
4. Olmuyorsa olmuyor kuralı: kelek kavuna şeker serpmek kadar anlamsız bir hareket daha bulunabilir, ama bu zor olacaktır.
5. Herkesin kavun yerine ayva yemeye hakkı vardır.
6. Duvar çentiklerinin gölgesinin derin olacağı unutulmamalıdır.
7. Söylenmeyen söz ağırlaşır.
8. Herkesin kendine ait bir karanlığı olması gerektiği, tartışılmaz bir gerçektir.
9. Bir ilişkide gerçek diye bir şey yoktur. Dolayısıyla kaç kilo ettiği bilinemez.
10. Avukatlar ve polisler, sevgiyi mülkiyet kanunlarının hükmüne sokmakta başarısızlığa uğramaya mahkumdur.
11. Bedenlerin birbirine alışması söz konusudur. Bu, beyinler için de geçerlidir. Bu konuyla küçük mavi cinler ilgilenecektir.
12. Acı çektirme sanatı gün geçtikçe ilerlemektedir.her ilişkinin amacı, bu sanatı kusursuzluğa ulaştırmak için çabalamaktır.
13. Her insanın duvarları vardır. Her duvarın gedikleri vardır. İlişkide dürüstlük, insanların birbirlerine verdiği ve bu gedikleri gösteren haritaların doğruluk derecesiyle orantılıdır. Orantı sabiti 1.7dir.
14. Duvarlara işemeyiniz.
15. Her insanın paspas olmaktan sıkılmaya hakkı vardır.
16. Beklemek erdem değil, çaresizliktir.
17. İnsan temelde yalnızdır. Üst katlar için kesin bir şey söylenemez.
18. Yalnızlık paylaşılmaz. Paylaşılırsa raconu kalmaz.
19. Erken kalkanın kahvaltıyı hazırlaması, uzun vadede bir ütopyadan ibarettir.
20. In the long run we are all alive.
21. İnsan tek başına da sıkılabiliyorsa bu becerisini geliştirmelidir.
22. Aslıda ilişki diye bir şey vardır. Her şeyin palavra olması hiçbir şeyi değiştirmez. Aşk her ilişkide bir olasılıktır. Yaşam da her ilişkide bir olasılıktır. Dolayısıyla aşkın ne olduğu bilinmemekle birlikte yaşam aşktır. Bu madde, 3. maddeyle çelişmez.
23. Diğerinin bokunu temizlemek, aşkın varlığını kanıtlamaz. Diğerinin aşkını temizlemek, bokun varlığını kanıtlar.
24. Metal yorgunluğu, uzun süre sıkılı kalan bir vidanın ya da bükülü duran bir levhanın yorulup kırılması gibi bir şeydir. Aynı paralelde ilişki yorgunluğundan söz edilebilir.
25. İlişki, il-İŞ-ki değildir. Fazla mesai ücrete tabi değildir. Görev bilincinizi götünüze sokunuz.
26. İlişkilerde eşzamanlılık olanaksızdır. Herkesin zamanı kendine göre işler. Ortada tek bir dağın olması, değişik açılardan bakıldığında değişik şeyleri görüldüğü gerçeğini değiştirmez.
27. Rüyalar, anılar kadar önemlidir. Tabiri caizdir.
28. Herkes kendi efsanesini kurmak ve yaşatmakla yükümlüdür. Ancak bireysel efsaneler var olduğunda ortak bir efsane oluşturulabilir.
29. Dil, iletişim kurmak için başvurulacak son amaçlardan biri olmalıdır. Bir çelişki gibi görünse de konuşmak şarttır. Bu, koklaşmanın ve telepatinin önemini hiçbir şekilde yadsımaz.
30. Yolların uzun ve ince olması, üzerlerinde gündüz-gece gidilmesini gerektirmez.
31. Her sonun nasıl olacağı en başından bellidir.
32. Eğer bir ilişkinin bitmesi mümkünse bitecektir.
33. Bunun birinci manifesto olması, ikinci bir manifestonun olmayacağı anlamına gelmez.
buradaEtiketler: Bir İlişki Nasıl Olmalıdır Birinci Manifesto, Cem Akaş
br>
<00:00/b>
<20101119/b>
#
<Because I always feel like running
Not away, because there is no such place
Because, if there was I would have found it by now
Because it's easier to run,
Easier than staying and finding out you're the only one...who didn't run
Because running will be the way your life and mine will be described
As in "the long run"
Or as in having given someone a "run for his money"
Or as in "running out of time"
Because running makes me look like everyone else, though I hope there will ever be cause for that
Because I will be running in the other direction, not running for cover
Because if I knew where cover was, I would stay there and never have to run for it
Not running for my life, because I have to be running for something of more value to be running and not in fear
Because the thing I fear cannot be escaped, eluded, avoided, hidden from, protected from, gotten away from,
Not without showing the fear as I see it now
Because closer, clearer, no sir, nearer
Because of you and because of that nice
That you quietly, quickly be causing
And because you're going to see me run soon and because you're going to know why I'm running then
You'll know then
Because I'm not going to tell you now Etiketler: gil scott-heron
br>
<01:22/b>
<20101118/b>
#
<
br>
<03:49/b>
<20101116/b>
#
<
br>
<14:29/b>
<20101112/b>
#
<
Etiketler: http://lukeramseystudio.com/
br>
<17:02/b>
#
<orada olmam gerekirken orada olmamalarımla ünlüyümdür.ben orada olmadığı için buradaki varlığı sayılmayan oluyorum ve nedense bundan büyük ölçekte hiç de rahatsız değilim.br>
<15:50/b>
<20101111/b>
#
<
br>
<01:15/b>
<20101110/b>
#
<
br>
<23:49/b>
#
<
bana diyorbr>
<20:00/b>
<20101109/b>
#
<there was değil artık there is this guy diyorum.br>
<20:00/b>
<20101108/b>
#
<
br>
<03:18/b>
<20101106/b>
#
<bence de gerçekten bilmiyorlar.br>
<01:43/b>
<20101105/b>
#
<330
00:13:41,155 --> 00:13:43,990
I'm in the middle
of a divorce.
331
00:13:44,025 --> 00:13:45,625
People call me the nazi,
332
00:13:45,660 --> 00:13:48,028
And it's not because of
my ice blue eyes.
333
00:13:48,062 --> 00:13:51,264
I spend 12 hours a day carving
people up, and I like it.
334
00:13:51,299 --> 00:13:55,001
I have a child, and I have
no room for casual anything.
335
00:13:55,036 --> 00:13:57,938
I'm angry all of the time
and deeply confused
336
00:13:57,972 --> 00:14:00,941
Because a lot of people in my
life have let me down recently.
337
00:14:00,975 --> 00:14:02,275
One of them was me.
338
00:14:02,310 --> 00:14:04,578
It's devastating,
but not completely,
339
00:14:04,612 --> 00:14:07,514
Because it turns out I like
sleeping crosswise in the bed
340
00:14:07,548 --> 00:14:09,983
And not having to shave
my legs.
341
00:14:10,017 --> 00:14:12,853
My 3 year old used to be
potty trained, and now he isn't
342
00:14:12,887 --> 00:14:14,788
Because his father
no longer lives with us
343
00:14:14,822 --> 00:14:16,823
And his world
no longer makes sense,
344
00:14:16,858 --> 00:14:19,526
And the only thing he thinks
he can control is his bladder.
345
00:14:19,560 --> 00:14:20,961
So he urinates
346
00:14:20,995 --> 00:14:23,897
In a lot of places
you wish he wouldn't urinate.
347
00:14:23,931 --> 00:14:27,968
You want lunch or you want
to show me the scan?br>
<18:38/b>
<20101104/b>
#
<
yediğim haltlarla alakalı dışavurumlarda özne ya da gizli özne kullanımından özellikle kaçınırım.hatta şöyle diyeyim hatalarımla göz teması kurmaktan hiç hoşlanmam.özellikle özneye kendimi atamışsam. bu sebepten dolaylama konusunda havada karada 7/24 çabalama ustasıyım.neyse maksadımıza eğilelim
başarısız ve devamı gelmeyen psikologla iletişim girişimlerimden bir tanesinde doktor bana belirli bir sürece yayılan ve tabirinin karşılığı olan 'anlık' olma durumundan ziyadesiyle uzak olan, kendini sürdürme konusunda detaylıca düşünülmüş mimari yapıları bile sollayan panik atağımın sebebi olan, kendisi hem yapmam , hem beni kilitleyen hem de çevreme zarar veren zorunluluklarımın bir tanesi olan şeyden sağ kurtulabilmem adına yapmam gerekenin onu düşünmediğim,onu düşünmenin yapmam gereken diğer şeyleri engelleyeceğini düşünmediğim bir boşluk yaratmam olduğunu söylemişti.ben de bu esnada bana daha doğrusu sağlığıma zarar veren ama sadece kendisini tüketmekle ilgilenirken alakasız bir çok şeyi düşünebildiğim sigara tüketme girişimlerine başladım.1 adet sigaranın tüketilmesine kadar geçen süre içinde ben eylemin sağlayamayacağı bir fayda olmasına rağmen nefes alabildiğimi ya da aklımı boşaltabildiğimi fark ettim.
ve bu nefes alma girişimlerimin en sonuncusunda tekrar tekrar fark ettiğim bir şey var,beklentileri boşa çıkarma konusunda son 4 senedir o kadar başarılıyım ki bu sebepten kendime, dokunduğu masanın şansını tüketen amcanın lakabı olan the cooler 'ı layık gördüm.yine aynı şekilde eylemlerimin sub zero karakterinin teknikleri ile alakalı olduğunu farkettim.kompozisyonların sonlarında etkileyici bir şeyler yazmamız istenirdi.şu an kompozisyonumun bir şekilde sonlarına gelirken spoiler veren insan saygısızlığı yaparak etkili bir cümle olmayacağını açıklarken,araçmış gibi gözükecek ama amaç olan o beyanımı yaparım:
beklenti sıfırlamaktan,hayal kırıklığı yaşatmaktan ve böylece başka insanların talep ettiği programlarımın arka planımda çalışarak ramimden yemesini engellemekten hoşlanıyorum.bu bana zarar veriyor olsa da, ama buna rağmen enteresan olan bunu dile getirirken mutlu olduğumun sanılmaması gereken şu var ki ben sıfırın altına inemiyorum,olmuyor,sürekli kredim olduğu hatırlatılıyor, bankaların sırf tanıdığı için fırsat verdiği işletlemelerden oluyorum,dibe vurup fiziğin gerektirdiği şekilde düştüğümün yüksekliğin yarısı kadar bile yükselme şansı bulamıyorum. yani bana şans verildiği düşünülürken ben yine bir çeşit şanssızlık yaşıyorum,yine beklentiler.exe arka planda çalışıyor yine ramden yiyor yine taskbardan davranıp işlemi sonlandırmak istiyorum ama korkuyorum. aslında bu serzenişlerde fink atmamamın bir sebebi de bu kredilerin beni sinirlendiriyor olması.gerçekten güvenen bir insan size kredi vermez ya da durumlara göre bu kredileri silmez.gerçekten sizin iyiliğiniz için çevrenizde olan insanlar sabrederken limit koymaz(bu beklenti tam otomatik makinelerde o sabrı yok etme şımarıklığı eklenmeden hazırlanmıştır)çünkü tüm bu kredi vermeler,puan düşmeler ve sonrasında neden olduğu bilinmeyen sebeplerde hayat öpücüğü vermeler nazarımda yardımı olan insanlara yardım ederken karizma puanının (a.k.a sevap) ne kadar artacağını hesaplayan ve hatta yardımını basın yoluyla tasdikleyen insan davranışıdır.
özetle yapmayın,yapacaksanız da sonuçlarına katlanın.
ps:sonuç niyetine yazdığım şey esasında gelişme oldu çok özür dilerim edebiyat öğretmenim.
ps2: beklentilerden ancak onları boşa çıkarmak suretiyle kurtulabildiğimi özetle bundan özünde çok hoşlandığım gerçeğini gökyüzüne salıyorum.gökkubbe kırıldığında biriken tüm sözler gibi bu da adresine gidecektir.br>
<22:34/b>
<20101102/b>
#
<
br>
<21:07/b>
<